09 Kasım 2009 Pazartesi

Atatürk'ün Son Mektubu!


Siz beni halâ anlayamadınız .
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...
Buradan alıntıdır. tık...

05 Kasım 2009 Perşembe

MENGEN AHÇILIK OKULU











Dayımın kızının yolladığı bu maildeki bu karikaturleri çok sevdim sizlerde seversiniz umarım...(Bir yastikta yayınına benzedi sanki:)))

02 Kasım 2009 Pazartesi

SELAM


Tatil bitti; şükür pc yine bana kaldı derken aklım yine onda şu nalet grip çıktığından beri iyice huzursuz oldum:(

Bende paniklik, titizlik ve dırdır iyice artmıştır..Evde, yolda her aklıma gelişte ellerini yıka, ıslak mendilini sürekli kullan, pürel kullan diyorum.

Aman oğlum, canım oğlum vs...( çok rahat bu çocuk;el yıkama huyu azdır ama bakıyorum da zavallı benden bıkmış olacak ki doğru lavaboya.)

Allah hepimizi korusun diyorum...

Dün Üsküdar'da kardeşim GeCe deydik şu meşhur akraba günümüzü yaptık kendisi 2.ci sıradaydı bense 10.cu sıradayım daha çok var:) ok güzel bir gün geçirdik o fırtınaya aldırmadan yollara düştük...Baştan dualar okuduk,yedik, içtik...

Cumartesi günü;okul aile birliğine üye olduğumdan toplantıya katıldım.Ordan arkadaşıma geçtim.

Cuma günüde 18 yıllık olan okuldan arkadaşıma geçtim.Akşamı misafir ağırladım.

Perşembe günü küçük kikirdek yeğen bize geldi ve bizde kaldı...

Çarşamba günü okul yarım gündü ve tatile girdik sevinçten uçuyorduk:))

Harala,gürele geçen günlerden sonra yorgun olduk ve bugun okula giderken yolda Emre sordu: (kendisi yağmurdan hatta gökgürültüsünden çok korkar:)

-Anne bugün de gökyüzünden damlalar düşecek mi?

-Bilmem düşebilir..

-Anne bugün gökyüzünden damlalar düşecek mi?

-Allah bilir oğlum hava kapalı yağabilir.

Bu arada yolda tavanlardan pat diye damla düşüyor.Bak işte dedim düşmeye başladı bile...

-Ama bu yağmur değil ki anne.

-Bugün gökyüzünden damlalar düşecek mi?

- Of oğlum damlayı bilmem ama yerden mi, gökten mi? beş kardeşler düşecek yürü...

- Elini yıka, ıslak mendil kullan,yerlerde sürünme,yere düşen kalem silgini hemen sil yada yıka,ağzına sokma,heryeri elleme...

-Of anneeeee...:(((((

Tamam oğlum tamam:(

Ben çıkıyorum...okula gidiyorum...Emre çıkmak üzere dilimi tutmak zorundayım ama merak ediyorum, dediklerimi yaptı mı?

Bir reklam var;hazır çorba reklamı orda kadın delikanlı oğlunun sürekli peşinde bende mi öyleyim acaba:)





28 Ekim 2009 Çarşamba

ATAMIZIN SÖZÜ VE CUMHURİYET BAYRAMINA ÖZEL BİR FIKRA...

ATAMIZ BAKIN NE DEMİŞ ?

CUMHURİYET YÖNETİMİ
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Saygıdeğer Üyeleri!
Büyük Millet Meclisinin hayırlı ve bereketli elinin, Türk milletinin geleceğini yönetmeye başladığının beşinci senesini kutluyoruz. Bu vesileyle yüksek heyetinizi saygıyla selâmlarım.
Geçen sene Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin gerçek arzularına uygun olarak devlet şeklini Cumhuriyet olarak kararlaştırdı. Cumhuriyet yönetimi, ülkemizin en uzak köşesine kadar büyük bir heyecanla ulaştı, kabul gördü. Millet; cumhuriyetin,Türk vatanını asırların kötü yönetiminden kurtaracak ve ülkeyi lâyık olduğu gelişme seviyesine ulaştıracak yegâne yönetim şekli olduğunu anladı. Millet, cumhuriyetin şu anda ve gelecekte her türlü tehlikeden korunmasını talep etmektedir. Milletin talebi, cumhuriyetin denenmiş, sınanmış ve olumlu sonuçları alınmış bütün esaslara bir an evvel ve tam anlamıyla geçilmesi şeklinde ifade edilebilir. Yüksek Meclisin büyük bir önem vererek uğraştığı teşkilâtı esasiyede (Anayasa'da), milletin talebini karşılamak hepimizin görevidir. Diger taraftan, hükûmetin görevi, gelişmiş ve medenî yönetimin bütün gereklerini anlaşılır ve çok hızlı bir şekilde ülkemizin tamamında uygulamak, aksaklıkları gidererek geliştirmektir.
Görevimizi, milletin arzularına uygun olarak yapabilmeyi bütün gönlümle temenni ederim.

Mustafa Kemal ATATÜRK
1 Mart 1924
Alıntı yeri.Tık..
VE

CUMHURİYET BAYRAMI FIKRA
Sabah kahvaltıda kadın;
"Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" dedi..
"Tabii, hatırlıyorum" dedi adam... Çıktı, gitti.
Öğleye doğru kapı çalındı.. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı...
Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı gelen... Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti. Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı..
Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı..
"Önce çiçekler, sonra çikolata ve sonra da elbise.. Seni çok seviyorum hayatım, bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı..."
Adam: "Hadi beeeeee!"