31 Aralık 2008 Çarşamba

MUTLU YILLAR


Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!

29 Aralık 2008 Pazartesi

HELE ŞÜKÜR


Hele şükür kar gördük diyeceğiz saat 15,30 sularında başlayan ani kar yeğenimle bizi dürttü.Yeğen msnde teyze hadi sahlep içmeye; neden olmasın dedim çıktık yola...Kar muhteşem yağıyordu; kaç gündür bilet alıcam bir türlü alamamıştım...Biletide aldım; sahlepi de içtik yolda gelirken hayaller kuruyoruz:))))
Bana bir trilyon çıkıyor (eski TL ile) ve ilk işimiz tatile gitmek oluyor her zaman Tekirdağ'a gittiiğimiz kadroyla neresimi ? Maldivler adası...öyle erkek filan istemiyoz paşamla dedesine izin var geri kalan kalsın...Artık orasının da altını üstüne getiririz...
Sonra iki üç tane süper lüx ev alıyoz ve bir de araba aslında önceliklede ihtiyacı olanlara yardım ediyorum tabiki...Para bitti bile yok ya bir trilyon az yetmiyor daha fazla çıksın diyecem ama fazla para da beni korkutur:)))) idare edicez artık evlerde azaltma yaparız ...
Öyle hayaller içinde konuşup gelirken Allahın sopası yok yeğen kaydı ( kardan) neyse ki düşmedi bizde aklımız başımıza topladık karlara baka baka geldik...

Bir lokma kar yağdı trafik felç oldu bile...Ah bu arada; 1 trilyon bana çıkacak çaktırmayın:))))

26 Aralık 2008 Cuma

İSTİKLAL MARŞI


Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.

Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'ına dahil etmemiş ve İstiklal Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir...
Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, İstiklal Harbi'nin özellikle hangi ruh ve ideolojik çerçeve içerisinde verilebileceğini Türklere göstermek amacıyla, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na ithaf ettiği şiirini yarışmaya koymuştur.
Bu anlamlı yürekleri coşturan marşımız ne zaman okunduğunda içim bir tuhaf oluyor,gözlerim doluyor ve gururlu oluyorum...Okul dönemlerinde yıllarca okumuştuk, okul bitince bu duygulara ara verildi. Paşam okula başladığından beri bu duyguları tekrar yaşıyorum...Belgesel gibi topraklarımız uğruna canlarını feda eden onlara vefa borcumuz olan askerlerimiz, insanlarımız geliyor...Umarım haklarını helal etmişlerdir...
Dün yine marş okunurken okulda öğretmenlik yapanların ne kadar şanslı olduklarını düşündüm.( Tabi aynı düşünceleri yaşıyorlarsa:(( ) Bir de bazı duyarsız velilerin konuşmaları hareketleri olmasa; onlara öyle kızıyorum ki saçlarını yolasım geliyor.İki dakika saygıda duramıyorlar ve onları şiddetle kınıyorum...

24 Aralık 2008 Çarşamba

KAR YAĞIŞI TATİL ÜMİDİ


Karın yağacağını duyan paşa dört gözle bugünü bekliyordu.Tatil geleceğini ümit eden paşa sabah uyanınca hemen cama koştu...Nerde kar diye çığlık attı hani; E oğlum yağıyor ya dedim...
Ama onun istediği kar yoktu tatil yoktu. Okula gitmesine bir saat var; ya kar yağsın ve tatil olsun deyip durdu...Nete girdik ve tatil olacak mı? kar yağacak mı? diye boş ümitle bekledik durduk ve okula gitmek zorunda kaldık...
Aslında onu çok iyi anlıyorum derslerden bunaldı ama halinede gülmemek için zor duruyordum...Paşa dedim; biz küçükkken kar yağsın diye hep beklerdik aynı senin gibi ama kar da inadına hafta sonu yağardı c.tesi- pazar oynar p. tesi okula giderdik dedim. Şansımıza böyle denk gelirdi... Paşam gülmeye başladı ... gül gül ya sizinde öyle olursa dedim...
Bir kaç gün önce bana su siparişi vermiştim bidonu açarken sordu;
paşa : anne su nasıl oluşur ? ( nasıl açıklayım derken )
ben : H 2 O dedim
paşa: o ne be anne ?
ben: 2 hidrojen bir oksijen :)))))
paşa : 2 tane ne ne ne ne dedin öyle
ben : :))) kimya da bir element; suyun oluşmasını sağlayan element büyüyünce hep bunları göreceksiniz dedim...
Paşa : anne yaaa git işine YAĞMURDAN OLUŞURRR YAĞMURDAN...YAĞMURDA BULUTTAN YAĞAR...
BEN :))))) ( bir yandan da şaşırdım yağmur hiç aklıma gelmemişti((( )

22 Aralık 2008 Pazartesi

MERAK MERAK MERAK

Fazla merak iyi değildir bu yüzden meraktan çatlasam dahi bazen merak etmemiş gibi davranırım.Ama paşa nın merakı;bilgi açlığı olan merak cinsi ve bu merak onu hırslandırıyor.
Uzun zaman dır hocasına soramamıştım durumunu; ve bugün sorduğumda bu ay düşüş var dedi...Sorun söylenen kelimeyi veya cümleyi yanlış yazmada idi...Ben paşadan başarı bekliyorum dedi... (Bunu farkındayım zaten ders yapmada zorluk yaşıyoruz ve o kadar çok kelimeler çoğaldı ki haliyle karıştırıyor) ...AMA okumamız gayet iyi en azından onda problem yok ve arkadaşlarıyla ilişkiside çok iyiymiş buna sevindim.
Okuldan gelirken konuşuyoruz yağmur yağıyor anne dedi bugün hiç dinmedi deprem olmaz dimi?
Olmaz oğlum dedim...( depremin nedenlerinden birini yoğun yağışların açtığı afetlerden kaynaklandığını ve yeraltına sızan suların çatlak olan tabakayı kayganlaştırdığını ve kayaların yerine oturmasıyla zelzelenin oluştuğunu söylemiştim vs...) bu kadar yağan yağmurda karıncaların bile ölmeyeceğini söyledim...(yani zarasız bir yağmur)
Daha neler anne dedi ;bu yağmurda karıncalar boğulur .
Bende yok canım boğulmaz yağmurdan kaçmıştır onlar yüzerler :)))Hem onlar yağmur yağacağını biliyolar ki ...
Şaşıran paşa sordu :nasıl biliyorlar peki?
(!!!!!uff) Hissediyorlar ve haberleri dinliyorlar dedim...
bastı kahkahayı... ANNEEEE onların tv leri mi var?
Belki vardır dedim ::)))))
Yani şakayla karışık komedi yaptık eve gelince de ilginçbir soru ya ilginç cevabı o verdi buyrun:
Anne ağaçlar yıkılırsa ne olur.?..( uff gene soru; ne olur şimdi uzun uzun anlat dur )
bişey olmaz dedim :(işim var dı cevap vermek istemedim ama uyanık cevaba bakın:)
NEFES ALAMAYIZ!!!!!! (aslında onu anlatacaktım ama uzun sürer diye anlatmadım kısa ve özü varmış meğerse:))))...


20 Aralık 2008 Cumartesi

TAKILDIK KALDIK


Bayram çoktan bitti; bizim blog hala bayram kutluyor.Ge Ce kardeşimin yüzünden öteki bloga takılıyorum onunla haşır neşirim...Yoğun geçen bayram ve tatilin acısı şimdi çıkıyor.Griplere yakalandık paşamda öksürüyor:(( derslerin yoğunluğu da bizi yoruyor ama artık paşam okumayı söktü ve onun sevincini yaşıyorum...Emeklerimin meyvasını toplamaya başladım.:)))Analitiklere baktım hala takipte olmanın sevinciyle bloga ne yazıcağımı düşünüyorum...ne yazsam ne yazsam yada hangi birini yazsam...

En iyisi paşamın beni uyuz eden sorularını yazayım; gene cevaplarım var ama enterasan cevaplar:)))
Evde anormal büyüklükte akvaryum var bana dün paşa sordu ;anne hangi balık dişi hangisi erkek biliyormusun?
Bilmiyorum..
Kuyruklarından anlaşılır dedi.Uzun kuyruklular erkek ve kısa kuyruklu olanlar dişi balıklar.
Paşam wc deyken aklına gelen bir soru; anne bacaklarım ne güzel pürüzsüz ama popom niye pıtırcıklı ? cevap yine yok:(((
Bir haftadır aynı soru: deprem ve zelzele nasıl oluşur?...Onları anlattım ama konunun içinden de sorular üretiyor yine anlatıyorum yine soruyor.
Anne ; deprem olmaz dimi?
Olmaz oğlum diyorum;
Ya olursa ?
İnşallah olmaz ama herşey Allah tan diyorum tane tane anlatıyorum...

Paşa şu anda uyuyor ;Hafta sonu tatiline girmiş olmanın keyfi üzerinde bakalım bugün nelerle karşılaşacağız...

6 Aralık 2008 Cumartesi

KURBAN BAYRAMINIZ HAYIRLI OLSUN





































Kurban bayramı yaklaşıyor ve herkesin bayramını canı gönülden kutlarım...Bu kurban bayramı herkesin olduğu gibi benimde içimi burkuyor. Etleri mideye götürürken iyi oluyor o ayrı konu tabi...
GÖNLÜN HOŞ TATLI OLSUN
MİDEN LOP LOP ET DOLSUN
CÜZDANINI MAHALLE BÜCÜRLERİ SOYSUN
BAYRAMIN MÜBAREK OLSUN...








5 Aralık 2008 Cuma

KONUŞUYORUZ AMA NEYİ KONUŞUYORUZ


İnsan ne kadar yüce ve nankör bir varlık; yaradanın bizlere bahşettiği nimetlere ve kıymetini bir türlü bilmediğimiz vucudumuza sahip çıkamıyoruz. Kaybedince anlıyoruz herşeyin kıymetini...Birşeyler çabalıyoruz ve kendimize hak eden değeri veremiyoruz ... Bunu da karşıda ki insandan bekliyoruz. O insanda senin ruh halını ve durumunu anlayamayamıyor tabiki haliyle de kendine ettiğini karşıdan da bulamayınca üzülüyor; iki kere haksızlık etmiş oluyorsun. Aynı şeyleri sende karşındaki insana yapmış oluyorsun; belki bilerek belkide bilmeyerek tıpkı sana yapılan da olduğu gibi...
Düşünüyorumda içinden çıkılmaz bir durum alıyor ve her zamanki gibi ALLAH düzene sokuyor.Kainatta; yerde ve gökte yaratılan nimetin, güneşin , ayın, yıldızlar, gezgenlerin ve her yaradılışın işlevi düzensiz , kusursuz işleyiyine hayran kalıyorum...
Bir yap boz alıyorum elime o parçayı yerine koymazsam tablo ortaya çıkmıyor ; o parçayı nereye koysam diye düşünürken öteki parçaları da koymam gerektiğini düşünüyorum. Ama yapana kadar bir hayli zaman ve düzeltmeye çalışırken ötekilerin bozulması gibi çok karmaşık bir durumla karşılaşıyorum ve anlıyorum ki;
ALLAH o kadar büyük ki; bu kainatı nasıl yarattı? nasıl oluyor da herşey sistematik bir şekilde işliyor? tabi kapasitemiz kısıtlı olduğu için ; içinden çıkılamıyor...Öyle hayran oluyorum ki; bütün kainat düzenli bir şekilde hareket halindeyken aynı anda hepsi yerine oturuyor. Sanki yap bozun bütün parçaları yerine oturmuş gibi. Zamanla bana yapılan haksızlıkların da aslında bilinçli olmadığını irade dışı bir şey olduğunu farkediyorum ve netice bir şekilde mükafatlandırılıyorum.
Ben mükafatlanırken haksızlığı yapanlar da tersi durumda acılarını çekiyor ve dünyanın sistematik işleyişi bir şekilde devam ediyor...
Her halde ve her zaman sana hamd olsun ;ve senden afiyet diliyorum...



3 Aralık 2008 Çarşamba

ARTIK OKUYORUZ AMA NEYİ OKUYORUZ


Paşamızın yoğun dersleriyle boğuşurken, eh benim ingilizce kurs eğitimim , evin temizlik işleri , bir türlü doyuramadığım paşa ve eşimin yemek dertleri , blog merakları , azıcık pc oyunları derken zaman geçip gidiyor...
Paşam okumaya başladı; aslında öğrendiği her harfle birlikte sözcükler oluşturuluyor ve direk okumaya geçiliyor yeni el yazısı sistem eğitimini gören bilir...Öğrenilen harfler çoğaldıkça kelimeler, cümleler çoğalıyor ve hikaye kitapları okunuyor...Bu sabah ki dersimizde hikaye okuma üzerine idi. Gelelim hikayeye ;
Kurt kemer taktı,
Tilki kulaklık taktı,
Tırtıl yukarı tırmandı ,
şimdilik bu kadar yeter ve resimlerle ezber yapıyoruz ...Bir an kemeri takan tilki ;kulaklığı takan kurt oluyor;tırtıl yukarılara çıkıyor ...oğluuuuum;
kemeri takan kurt, tilki değil; kulaklığı takan da tilki; tırtıl da yukarı çıkmıyor tırmanıyor :((((
neden ki hikayeyi biz de uyduramazmıyız ????

Bu arada küçükken bildiğim şu anda unuttuğum soruları paşa soruyor...
Anne ; yarasalar neden baş aşağı duruyorlar???
Anne ; uçaklar nasıl kalkıyor??? ( tamam anne yanıtlama teyzem kitap alıcak okursun:))) )
Ge Ce teyzesi ona yanardağların oluşumu hakkında kitap aldı onu bitirdik ve serisini bekliyoruz..:evimizin heryerinden kitaplar çıkıyor ve okuyoruz ama malesef kendi aşk romanlarım duruyor okuyamadım:(((
Paşanın öğretmeni çocukları okumaya teşvik amaçlı olsun diye; minik yapışkan gülenyüz veriyor buda onları hırslandırıyor ve paşamın gülenyüz alma hevesi sayesinde okumaya , derslere olan ilgisini arttırıyor. Aynı zaman da durgun çocuk olan paşa daha aktif hale geliyor.Bu konuda öğretmenimizin bu davranışını tüm veliler olumlu karşılıyor ve tebrik ediyoruz...

KONU BULAMADIM DAHA DOĞRUSU FIRSATIM OLMUYOR BARİ İÇİMİ DÖKEYİM DEDİM....




28 Kasım 2008 Cuma

BİR YASTIKTA


http://biryastikta.blogspot.com/


sevgili GeCe nin önerisi ve fikri ile başlayan biryastıkta ; evlilik heyecanı yaşayan ve hayatına renk getirmek isteyenlerin sitesi...umarım beğenilecek ve yorumlarınızla , fikirlerinizle ,bizlere destek olacaksınız...

HAYATIMIZA GİREN SÜPRİZ


Paşamın doğduğundan beri sürekli yanında olan olan komşu annemiz var. Her derdine koşar ve paşam onun için evlat özlemini gidermekteydi...


Dile kolay 17 yıllık evliliğinde bebeği olmamıştı ve en sonunda 9 ay kadar önce evlat edindirme yurduna yazılana kadar... 9 ay sürecinde bekleyiş heyecanı ve telaşeler daha yaz mevsimini bulacağa benziyordu...


Ta ki ; pazartesi gelen süpriz haberle şaşkınlık bizide sardı yurda çağırıldılar ve evrak işlerini hallettiler ve nihayetinde dün uzun zamandır beklediğimiz MELEK aramıza katıldı...


Bu bekleme sürecinde; paşaya komşu annesinin hamile olduğunu söylemiştik çünkü ona bebeğin yurttan alınacağını söyleyemezdim...ama bir durum vardı ve annemiz 10 aylık bebeği seçmişti çünkü onu çok sevmişti... paşam okuldayken; gelen melek çok sevimli çok tatlı 4 dişi olan erkek akıllı bir bıdık tı:)))


ve okul çıkış saati geldi paşam merakla bebeği görmek için sabırsızlanıyordu yalnız bir durum vardı bebek büyüktü.... ona durumu izah etmek zorundaydım ama nasıl söyleyecektim ve kardeşim GECE ye de durumu danıştım oda benim fikrimdeydi söylemeliydim...okula gittiğimde paşama sana süprizim var bebiş geldi dedim. Sevinçten havalara uçtu ama sana bir şey anlatıcam dedim ve durumu izah ettim peki annesi babası nerdeydi ? bunu sormasını bekliyordum tabiki; onların şu anda olmadıklarını nerde oldukları bilinmediğini açıkladım...ama önemli olanın komşu annenin onu istemesi ve herşeyini karşılama isteği , ona ihtiyacı olduğunu tıpkı bizim sana baktığımız gibi onlarında ona bakacağını anlattım.:))) paşa ne kadarda akıllı bir çocuk ve oğlumun olgunluğundan bir kez daha gurur duydum çünkü anladığını söyledi sabırsızlıkla eve gitmek için yola koyulduk...yolda ona vereceklerimizi konuştuk abi olmanın verdiği durum bakıyorum da onu bir hayli değiştirdi . Yoksa paşam gerçekten büyüyormuydu ? Bebişi görünce bayıldı ona eve gitmek istemedi yaramaz velet de paşaya bayıldı tepesinden inmedi. Çok güzel bir tablo Allah ona hayırlı uzun ömürler versin Allah her yolunu açık etsin,bende onun komşu annesi olmaktan gururluyum ve heran yanındayım bir ayağım orda eve gelemiyorum eve geldiğim an özlem sarıyor beni , bugun okula giden paşamı almaya gittim. Anne allaha dua etiim akşam çabucak olsun diye dedi. Bebeği çok özledim...:))) okuldan gelince doğru bebişe gittik


ama uyuyordu uyanmasını zor bekledik uyanınca bol bol oynadılar... Allah herkesin gönlüne göre versin...

25 Kasım 2008 Salı

KENDİM ALDIM...


Gün geçti ve ben daha yeni oturabildim pc başına...Kaç saattir bekliyorum sıra bana gelsin de kendime etiğim hediyeyi blogumla paylaşayım diye...Bugün öğretmenler günü olması ve bir gariplik edasıyla kendimi ödüllendirmek istedim. Ben öğretmen değilim tabi ama 1.sınıf a giden paşanın dersleriyle uğraşıyorum. Derslerle ilgisi olmayan paşaya yazmasını , okumasını ,kalem tutmasını bilmesine rağmen inatla kalemi yanlış tutması beni çileden çıkartıyor...Her derse oturuşta mutlaka tuvaleti gelir ,su içmek ister ,bir yerlere bakmak ,kalem açmak , kalemi yere atmak vs. yine hafta sonu geldiğinde ; cuma günü dersini yapmadı. cumartesi yapmak istemedi ve pazar günü ne kaldı...:)))

Pazar gününe bıraktık ve derse başlayalım yine aynı bahaneler .:((((

Neyse başladık okuyoruz ve yazıyoruz ...Oğlum bu ne ;'' KEK'' hecesi okunacak ..

Cevap: BÖREK dedi yok daha neler bu poğoca dedim...:(((

vs. çileden çıkmaya başlıyorum uzun zaman oldu çıkmayalı ; benim rahatlığımdan, sakinliğimden faydalanan paşa keyfi yerinde ; benimle dalga geçercesine dersine devam etmeye başladı; en sonunda ben patladım...

Oğlum bak; benim sabrım taşıyor 1.

Beni sinir edeceğine; dersini yap 2.

Artık dersinle hiç ilgilenmicem; bakalım napıcan 3. dediimmm ay demez olaydım:(((

ANNE...

Ben bu dersleri hiç bilmiyorum; öğrencez herhalde 1.

Sende beni sinir etme 2.

Paniğini arttırma gene 3.

Yine beni şaşırttı; paniğini arttırma demesiyle kendime geldim ve sakinleşip bir şekilde dersleri yaptık...

Ama ben yorgunluktan; bitap düştüm ve bugün düşündümde bir eğitmen olarak kendime bu çiçekleri alıp hediye ettim...

BİR BAŞIMA KENDİM ALDIM , KENDİM BEĞENDİM GİRMESİNLER HAVAYA..:))))
ÇOK BİR ŞEY DEĞİLDİ AMA ÖNEMLİ OLAN İNSANIN;KENDİSİNE ÖDÜL VERMESİ... DEĞER VERMESİ AYRI BİR KEYİFTİ.))))



23 Kasım 2008 Pazar

FİDANCIK



Bir fidancık varmış ,
Rüzgardan savrulur korkarmış ,
Yağmur ona rahmet sunarken ,
Güneş gülümser bakarmış .

Korkular cesaretlendirirken ,
Sevgi onu dinlendirirmiş ,
Gülümseyişiyle tertemiz ,
Bir ağaççık oluvermiş .

Mevsimi gelince şaşmış ,
Her yeri tomurcuklaşmış
Yapraklar dolanırken ,
Etrafında insanlar toplanmış .

Dalları uzamış meyveler vermiş ,
Çevreye mis kokular sermiş ,
Doğal görünümü muhteşem ,
Bizim ağaç mükemmelmiş .



Bilgisini , sevgisini , herşeyini ,
Paylaştıkça kemale ermiş ,
Tanıdınız onu değilmi ,
O çoook değerli ÖĞRETMENMİŞ ...

YİNE BİR ANLIK ESİNTİ...


DUYGUSAL VE KOMEDİ...tarzı bu şiiri ;
çooook değerli KARDEŞİM öğretmen GECE YE , sevgili öğretmen YEĞENİME ,sevgili öğretmen ARKADAŞIMA , ingilizce öğretmenime ,bende emeği geçen öğretmenlerime PAŞAMIN ANAOKULU ve ŞİMDİKİ öğretmenine ve ablacım ,dostuuum betül ve kendime öğretmen anne olarak hediye ediyorum...veeee tüm eğitici annelere...

19 Kasım 2008 Çarşamba

DİLE BENDEN NE DİLERSEN...


Yine uyku tutmadı; yatakta dön dön durdum. Masallardaki gibi olağanüstü yeteneğim olduğunu hayal ettim ve ben uçan halıya sahip oldum...Uçan halıyla; dünyayı dolaştım, uzak diyarlara gittim.Öncelikle sevdiğim insanları ziyaret ettim . Sonra kayak yapmaya dağlık yerlere sonra sıcak memleketlere denize gittim.Titanike bindim ve en uç güverteye çıkıp kollarımı açtım. Gökyüzünden dünyayı seyrettim. Safari oldum, avcılık yaptım. Afrika' nın ormanlarında gezdim. Mısır piramitlerine gittim. Hacca gittim....


ARTIK YORULDUM...Şimdi ben Alaattinin Sihirli Lambasından çıkan cinim; sen ne olmak ,neler yapmak,neye sahip olmak isterdin...


Haydi DİLE BENDEN NE DİLERSEN...sizleri günlük dünya sıkıntı ve bunalımlarından biraz olsun sıyırmak için bu oyuna davet ediyorum...ama uçan halımı vermem o benim :))))))


MAKSAT GÖNÜL HOŞLUĞU BUYRUN LUTFEN...


17 Kasım 2008 Pazartesi

KADIN BAHAR'DI
























Yaradılış misali, toprak ana oldu kadın ;
Ne verdiysen ,ne ektiysen, ondan mislini aldın;
AMA yağmur misali suladıysan ; rahmet nazarıyla baktıysan...
Sevgini, ilgini, ve azıcık vaktini , yürekten merhametini ;VEFANI;
Verdin mi ? BAHAR'DI...

Kadındı o kadın ; açardı , onun adı BAHAR'DI...
Çiçekler saçardı , meyvalar sunardı ;
Yaprak gibi savrulur, kokular salardı,
rüzgar da peşinden...
Etrafına bakardı; neşe , güzellik katardı ;
Gördün mü ? BAHAR'DI...

Kadın dı o kadın ; kokardı; onun adı BAHAR'DI...
Ne oldu ? Yine düşünüyorsun ;
Altındaki ve üstündeki yaşamaya çalışan canlıları ...
Tam tersi bu sefer; kurumuş ağaçlar, sararmış yapraklar,
Etrafın ne kadar zayıf, bakımsız ve acınacak ;
Kadındı o kadın; çaresizdi ; onun adı !...

Bakıyorsun hala bakınıyorsun ;
Ürkek bakışlar; titrek sesin; uzanıyorsun hala ümitle ...
Kime ? nereye ? ve niye ? BAHAR'DI...
Kadındı o kadın ; yıkıldı ; onun adı ! ...
Yoksa ! ... varsa !...evet kadının adı ! ...
ONUN ADI SON ''BAHAR ''DI !....

Not: Bu şiiri bir anlık duygu yoğunluğunda birdenbire yazıverdim. Yani bana aittir alıntı değildir.

NELER YAZSAM


Bloguma bakıyorum da uzun zamandır;bir şeyler yazamadım...gelin ayşeyi (eklentilerim de var) okurken ona yorum yaptım aynı anda yorumlarıma karşılık aldım ve biz kadınların ne kadar muhteşem bir varlık olduğunu , ne kadarda çaresiz olduklarını farkettim...ama bir şey daha vardı ;kadınlar her yönüyle olmazsa olmaz dı...kadınlar her demde; her yerde ; her durumda faydası olan olağanüstü insandı...bir den yatağımda düşünürken şiir döküldü dudaklarımdan hemen kalemi alıp karalayıp mısraladım...duygusal bir dokunuş ,diziliş ve yurek fırtınası bilmiyorum beğenilir mi?

9 Kasım 2008 Pazar

MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI























Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden.
Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı, yasla
Her bir heceden.
Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü
Elifçik Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola önceden önceden.
Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı
Hafiftiler, inceden inceden.iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında.
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden.
Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur
Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş
Süs beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden.
Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım
Kocabaş'ın yerine koştu kendini
ElifçikYürüdü düşman üstüne yüceden yüceden

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Bu şiiri orta okula giderken okumuştum; öyle duygulanmıştım,heyecanlanmıştım ki hala o duyguları yaşıyorum...

ATAM!...
İnsan yağmur gibi olmalı herkesi ıslatabilmeli,
Rahmeti kuşanıp herkese merhamet etmeli,
İnsan sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara
Kırıp dökmemeli damla damla söylemeli ince ince sevmeli...
TIPKI SENİN GİBİ....
PAŞA ve BEN den ATAMA SEVGİLER...

3 Kasım 2008 Pazartesi

DERS DERS DERS




İlkokul 1.ci sınıf ne zormuuuş; bütün anneler sabırsız ,kızgın ve yorgunlar.Bende öyleyim psikolojım bozuldu.Paşaya son derece sabırlı davranırken,ters davranmaya, bağırmaya hatta bir tanePAT... cık yapmaya başladım... Ama dayanamıyorum ders yapmak istemiyor,ortalığı karıştırıyor ,ders yaparken; eli ,ayağı ,kafası hiç durmuyor; hele gözler inadına fıldır fıldır başka yerlere bakıyor...Tam derse oturuyoz bir sürü bahane ; susadııım, acıkttıııım, bi yere bakım geliyom ,tuvaletim geldi, kalemler düzineyle kalemtraşla açılıyor, ses duyuyor anne o ne? defter açılır kapanır ,o kitaba bakar bırakır,ötekine bakar,pc ye bakar ,tv ye bakar;ALLLAHHIIIM YETEEER bi tane pat ...



Son bir haftadır derslerin dahada yoğunlaşmasıyla derse ilgisini azaltan paşayı ;öğretmenide farketmiş ;tahtadaki dersini yapamamış ve yazılısı kötü geçmiş...yarın annen okula gelince benimle görüşsün demiş...



( tahmin ediyordum ve bekliyordum )



Ertesi gün okuldayız öğretmenle görüştüm paşaya çok kızdım ,parmak kaldırmıyor ve artık öncekiler gibi dersini bilemedi dedi. :(((((



Evde de ilgisinin olmadığını ,çocukların yoğun derslerden bunaldığını, cenazemizin olduğunu ve misafirimizin olduğunu ve ders yapmayı istemediğini söyledim ama bu hafta sonu onu düzene sokacağımı belirttim...



Öncelikle kendime söz verdim, çok sabırlı olacağım diye; derslerimizi yaptık ve sözümü tutttuuuum...



Paşacım sana kızıyorum ya ;uykudayken seni çoook öpüyorum ve vicdan azabı çekiyorum bana kızmıyon dimi bir taneeemmm bi daha pat yok anneciğiiimm...(İNŞALLAH:)))) )



UYKUCUUUK


Bir haftadır geç saatlerde yatıyorum; görümcemle sabahlara kadar oturup kahve ve net sohbeti yapmaktan uykular tatile diye çıktılar gidiş o gidiş...Akşam da yattım ; sabah 5.5 hala uyanıkım arada kalkıp mutfağa girip tıkınıyorum; yatıyorum,kalkıyorum uykumu bulamıyorum...artıkın bugun ruh gibi iken; misafirlerimi yolcu ettim, gene uyku yok... Blogumu çok özledim, artık pc de yalnız kalmışken yazayım dedim...


A bu arada İLAN verim :


UYKUMU ARIYORUUUUM HÜKÜMSÜZDÜR....(BÖHÜÜÜ)

29 Ekim 2008 Çarşamba

Cumhuriyet Kadınıyım

Cumhuriyet Kadınıyım

Duy sesimi cümle cihan
Cumhuriyet kadınıyım
Kimliğine sahip çıkan
Cumhuriyet kadınıyım

Karanlıktan uzak kaçan
Aydınlığa kucak açan
Geleceğe umut saçan
Cumhuriyet kadınıyım

Eşitliktir benim tezim
Laikliği dokur bezim
Kapanmaz çar ile yüzüm
Cumhuriyet kadınıyım


ŞAHİNİ yim çağdaş donom
Yaşamımda hürlük konum
Şeriat’a dönmem yönüm
Cumhuriyet kadınıyım.

OZAN ŞAİRİ ŞİİRİ

28 Ekim 2008 Salı

HOŞGELDİN BLOOOOGGG

Ay bu bloga alışmışız ; ellerim klavyesiz ,gözlerim pc.siz duramıyordu...pc başına gidip geldim hoşgeldin dünyama hoşgeldin bloggg...)))))
Artık yeni yazılar, yeni blog arkadaşlıklarına ve paylaşmaya devam edeceğim.Az evvel Tekirdağ'dan bazı maceralarımıza ortak olan dayımın kızyla görüştüm.Dalgalı deniz maceralarından birinde; o ve çoookk yaramaz ,sevimli,akıllı,muhabbetçi:))) 4 yaşında oğlu da vardı. Kerata tam bir deniz sevdalısı aynı benim gibi ve ona takılırdım ;sakın bensiz denize gitmek yoook.Denizi kilitledim, anahtarını sakladım, giremezsin derdim. O da bana bayılır mabetçi (muhabbetçi demek istiyor)kadın derdi, hadi mabet edelim...Özledim keratayı...
Paşamın keyfi yerinde ;okul bugün 3 dersti. Evde şu an ve yarın okullar tatil ;kurban bayramını sabırsızlıkla bekleyen paşa için 29 ekim tatili ona çok iyi geldi...Bana :((((
görüşmek üzere...

VEFAT

Dün eşimin anneannesini kaybettik.Kendisi tam bir İstanbul kadınıydı; etrafındaki insanlar tarafından çok seviliyordu. Allahtan rahmet diliyorum, huzur içinde yatsın, mekanı cennet olsun...

27 Ekim 2008 Pazartesi

Paşa da Wordpress'te.

Yeni adresimiz dedesininkuzusu.wordpress.com

Maceralarımız buradan devam edecek.

23 Ekim 2008 Perşembe

HOŞ GELDİN DÜNYAMA HOŞ GELDİN

Aman çocuk; bant gibi yuvarlak bişeyler yapıştırdı bedenime ; elinde iğne 10 a kadar say uyuyacaksın, uyandığında herşey bitecek dedi. 1,2,3,4 hooop gitmişim.

Biri mi sesleniyor bana? noluyor? karanlıklardan sesleniyolar, kim bu ya? neresi ?derken ;gözümü açtıım; yatağımda odamdayım; noldu bana annem, eşim başımda; hoop gene gittim , geldim, uyandım artık burdayım aa ölmemişiiiimm....

Tamam duyuyorum, konuşmayıııın, başım çatlıyor , ağrı vaaar. (eşim bu kelimelerle ilerleyen zamanlarda benle dalga geçti ağrı var, ağrı var diye...))) )

Kapıda elinde bebekle, hemşire geldi. Aaa yok ben istemiyorum bakmasam. (eşim bebeği gördüğünü; ameliyat çıkışında beklerken, saatin 10.15 te bebeğin doğduğunu söyledi. Bebek çooook güzelmiş çok tatlı ve bembeyaaz dedi.) Bebek yanıma geliyor yaaa dur bakayım merak da doruk ta hani...(istemem yan cepe misali...)

AAAAA...aman allahım bu bebek benim mi? Kara kuru değil, bembeyaz, yanaklar tombiş pembe, ağzı burnu minicik, anam oda gözünü de açtı , beni görecekmiş vayyy ... (bebek mi, tıpkı anasıymış anam söyledi:))) ) Eşime diyorum eminsin di mi; bu bizim bebek ? Ameliyathanede bir sen vardın; ameliyathane kapısında bir bu bebek çıktı ve gördüm bu biziiiimm...

KÖŞESİ KÖŞESİ
CİĞERİMİN KÖŞESİ
ÖYLE BİR YAVRUM VAR Kİ
DÜNYADA YOKTUR EŞİ...

Dualarım tutmuştu 6 sene önce hastanede bu saatte doğum yapmıştım. Anladım ki herşey allahın kaderinde yazılanlardan ibarettti ... Stres insanın baş düşmanı ve herşeyi yok eden oydu. Belki de eşim boşuna ameliyat olmuştu ve benim hormon olayı da stresstendi... (yaşanan streslerr). Şu anda ilkokul 1 e başlayan paşam ders yapıyor ve bu yazdıklarımı okuyamıyor . Okuduğunda acaba ne yapacak. YAVRUM doğum günün kutlu olsun nice sağlıklı , mutlu , uzun ömürlere...

HOŞ GELDİN DÜNYAMA HOŞ GELDİN MELEKKK... SENİ ÇOK SEVİYORUM ...


Paşamı beklerken 5


Son gece, hamileliğimin, şişko patatesliğin bittiği gece; uyku yok kalkıp geziyorum bir sürü sorular, evhamlar dönüşü olmayan pişmanlıklar ,eşime bağırıyorum uyumaaaaa....beni sinir etme yarın ölürsem kurtulursun bendeeeen...


Saatler geçiyor sabah mı oluyor ne ?Korkuyoruuum narkozdan ya uyanamazsam doktorumu düşünüyorum ne kadar tatlı,bana teselli veriyordu.Birşey olmaz Allahın izniyle ;olursa da kader yapacak bir şey yok...Abdestimi aldım namazımı kıldım,kuran okudum ve hazırlandım sabah 7.30 annemide aldık,hastaneye gidiyoruz. Saat 08,00 de orda olmalıydık.


Saat 08.30 oldu biz hastanenin odasındayız hala gelen giden yok beni sormayın ne alemdeyim hatırlamıyorum. Saat 9.30 oldu beni hazırlamaya geldiler ;soydular ve önlük giydim başımada şapka taktılar birazdan alıcaz seni tamam mı? dediler.(UFF TAMAM...((( )


Ve geldiler 9.45 sedyeye yatırdılar beni, çaresizim anneme bakıyorum ;HAKKINI HELAL ET ANNEEE...


Asansördeyim (kaçsammı acaba nereye nasıl? ) eşim peşimde ve ameliyathanede ayrıldık.Ne kokuyor burası soğuukk bir hemşire beni konuşturdu ve rahatlattı karşımdaki saate bakıyorum 10.00 ordanda bir odaya soktular.Makaslar iğneler birde 5-6 kişi bişeyler hazırlıyorlar benimle ilgilendiler bende hatim indiriyorum soru soruyolar bi san.duam bitsin dimi ? gülüyorlar bana ;neyse göbek adını İBRAHİM koyun dedim; güldüler tamam dediler .


Az kaldıı o ne ya;




22 Ekim 2008 Çarşamba

Paşa' mı beklerken 4


Nihayet hafta sonu geldi ve doktoruma gittim evrak elinde bekliyordu artık tedaviye hazır olduğumu sanıyordu ben hamileyim dedim. Şaşırdı ; içeri geç hemen bakmam lazım dedi. Ultrasonda inceledikten sonra evvveeet hamilesin dedi. Çok yeni günü bile belli değil ancak 15 var yok dedi. İŞTE ARTIK HAMİLEYİİİM...

İlerleyen zamanlarda düzenli olarak kontrole gidiyordum ve çeşitli tahliller yapıldı. Herşey yolunda gidiyordu ,tahlil sonuçları da mükemmeldi. Dr.her kontrolunde beni ve kuzucuğumu sağlıklı buluyordu ...ALLAHIM SANA ŞÜKÜRLER OLSUN...

Hamileliğim iyi geçiyordu; kılık kıyafet ,ayakkabı ,çanta ,ve sade takılarla biraz kokoş hamileydim .Artık herkes bana iyi bakıyordu hele işyeri lokanta olduğu için her gelen elime, ağzıma yemek tatlı veriyorlardı... ve gönlümü hoş tutan çiçekler:))))

Bu kadar zaman ve hamilelik boyunca yaptığım yürüyüşlerin çok faydası oldu her şey normal gidiyordu daa ben normal den korkmaya başladdııımm...(anladınız normal doğum). Her kafadan bir ses çıkıyordu şöyle olsun böyle olsun; kimseyle uğraşamam kimse kızmasın ama yok sezeryan olacak karar verdim.:)))(ÇOK KORKUYORUM).

İkizler burcuyum kıpır kıpır yerinde duramayan, neşeli ,canlı ,heyecanlıyım; hamilelikte aynıydı koştura koştura iş yapardım.Mıymıntı, nazlı, kaprisli ,of lu hamilelik geçirmedim aşerme bile olmadı.

Son aylara doğru gidiyoruz zaman geçiyor hastane masrafları ikiye katlandı herşeye zam geldi sezaryen olunca fiyat bayağı yüksek oluyordu.Hastanemi ve dr. umu değiştirdim ve bu dr.dan daha çok memnun kaldım yalnız sorun vardı dr. um erkekti ...(ama sağlık napalım dimi bu arada laf aramızda dr. yabancı ve çok yakışıklıydı:)))...)

Bu arada eşim işe girmişti artık çalışıyordu onu söylemeyi unuttum.Artık son ay 1 ekimde işten ayrıldım çok hüzünlü vedaydı benim için sadece iştekilerle değil beni tanıyan herkesle vedalaştım... (ufff artık yalnızdıım beni unutmayın sık sık arayın emii)

Evde zaman geçmiyor; şiştim, ayaklarım da şişti, aynaya bakıyorum; hala güzelim hayret bişey ama kendime aynada bayılıyorum ...)))Ablaaa ben doğurmam dimi; korkuyorum .Kadıncağızın benden çektikleri 7. aydan beri buydu...Abla bişey oldu olmaz dimi...neyse tarih belli oldu ama genede yaaa olursa...

TARİH:23 EKİM 2002 büyük gün kuzucuğumu ellerime alacağım ama ya önce olursa ???:(((( ((((( KORKUYOMMM.

Artık son hafta geri sayıyoruz korkular; tavan yapıyor, uyku yok;şişko patates oldum;ve anneme gidip geliyorum ,evde duramıyorum ,temizliklerde yaptım, camlarıda sildim ,duyanlar kıyameti kopardı...

SON 3 GÜN; annemle küçükbir diyalogtan esinti;

..... ANNE ben doğurmucam ya vazgeçtim.

.....:)))) banane doğurmazsan doğurma napcan ya; deli kızım benim .

......anne ya dalga geçme benle ;korkuyom ben; doğurmucam ,istemiyom çocuk, sevmicem onu zaten;kara kuru bişey olcak.

...... saçmalama insan yavrusunu sevmez mi öyle şeyler düşünme hadi hadi dedi.:((

.....UF canım sıkıldı gidiyorum.

.....nereye gidiyon kız

....EVİME ben doğurmucam tamammı...

Dengem alt üst oldu;psikolojim bozuldu ;kafayı yicem yaaaa...neden böyle düşünüyorum anlamadım ama sonradan bin pişman oldum bunları düşündüğüm için.

ARTIK SON GECEM...

21 Ekim 2008 Salı

Paşa' mı beklerken 3


RÜYALAR; çok rüyalar gördüm; müjdeleniyordum biliyorum.



Ramazan ayındaydı yine; koyunlar topluluğu vardı yemyeşil yerde otluyorlardı bende onları seyrediyordum.Birden küçücük sol gözü kara, kınalı bir kuzucuk topluluktan ayrıldı ve bana doğru yürüdü önümde durdu. Eğildim onu okşadım ve kucağıma aldım ''meee '' ledi ; uyandım rüyaymış...



Çok ilginç başka rüyalar da gördüm. Bunların yorumlarında erkek çocukla müjdeleniyordum.Dualarım, secdedeki daimi heceler, dökülen yaşlar kabul edilmişti biliyordum.Sadece bekleyecektim ;HAYIRLI ZAMAN DA HAYIRLI MEKANDA HAYIRLI EVLAT...


Aradan bir ay geçti ve evime taşındım yeni yıla 2 gün vardı.Çok mutluydum evim artık evim var. (Allah herkese nasip etsin) Artık işe gidiş yolumda yarıya inmişti km lerce yol yürüyordum 2 vesait yolu hep yürüdüm .Damlaya damlaya göl olur dedim ve benim masraflarımı karşılıyordu.Artık yol sorunu yarılandı ablama çok yakındım ve beraber gidip geliyordum.


Bir gece uyandım ALLAHIM artık evime yerleştim borcumda yok doktora gidecem tedavimi yarım bırakma öyle yüzsüzdüm ki ;ALLAHIM dedim sen yeri göğü yarattın herşeyi yoktan var ettin.Dilediğinden alır dilediğine verirsin banada evlat ver ama tedavi olmadaaaan...


(daha sonraları anladım ki meğerseeemm hamileymişiim...)


İşyeri 3 katlıydı aşağı yukarı koşturuyorum sürekli ama bir kaç gün sonra merdivenin son basamaklarında yorulmaya başladım.Birde üşütmüşüm midem bulanıyor arada tansiyon düşüyor başım dönüyor.Ablam dedi ;seeen hamilesin yyooook mümkün değil benim çocuğum olmaz tedavisiz...


Bir kaç gün geçti midem hala bulanıyor ben nane limon içiyorum hastayım ya ;


Ablamın ısrarına dayanamayıp test yaptım bişey yok çöpe attım.Aklım çöpte 2 saat sonra gittim aldım AMAN ALLAHIIIMM çığlık; eşimle koptuk;gülüyoruz ,ağlıyoruz aynı anda aynı şeyler...


Artık işe mutlu gidiyorum ertesi gün;telefon ya sen doktora git arayı uzatmadan dış gebelik olabilir bir baktır.Ben gittim telefondaki sesi duymuyorum (ablam hatırlıyorsun dimi sendin teselli eden )zaten duygusalım; doğru aslında benim çocuğum olurmu ki kesin dış gebelik...


HAFTA SONU DOKTORA GİDİYORUUUM...


20 Ekim 2008 Pazartesi

Paşa'mı beklerken 2


Eyüp Sultan'ın manevi havası,yüksek pozitif enerjisi herkese olduğu gibi bana da huzur veriyordu. Ablamla beraber çalışıyor birbirimize destek oluyorduk. Daha öncede dediğim gibi sevilen ve sayılan bir insandım; ve benim hassas bir insan olduğumu bildiklerinden üzülmemem için herşey yaparlardı ellerim çiçeklerle dolu eve dönerdim.Hatta o kadar alemlerdi ki; mezarlıklardan bile gülleri toplayıp bana getirilerdi.:))) ( bu arada cadılıktada üstüme yoktur...)


Evet bir yandan günlerim böyle güzel geçiyordu.Eşimle doktora gitmeye karar verdik ve gittik problem malesef eşimdeydi.Ameliyat oldu herşey düzeldi; ama yine çocuk olmuyordu.Eşimin çalıştığı yerin maaşı gayet tatmin edici idi. Fakat kriz bizide vurdu ve işten çıkarıldı.(Tazminatını aldı tabi...) Artık eşim evde , ev inşaatı bitmiyor ,kira ,borç ,faturalar v.s. ben artık stress içinde yüzerken benim tahlil sonuçlarımda hormonlarım düşük çıktı ( ya da tahlil sonuçlarında hata vardı, görümcem kimya laborantıdır bu tür hataların çok olduğunu söylemişti ) tedavi gerekiyor ve masraflar o zaman ki maaşımı aşıyordu yapacak birşey yoktu.Doktora tedaviyi şu an olamayacağımı söyledim, hazır olunca geliriz dedim.


Artık duam ; ALLAH'IM HAYIRLI ZAMANDA, HAYIRLI MEKANDA, HAYIRLI BİR EVLAAAT...




Evliliğimin 3. yılındayım eşim kısa süreli iş bulup çıkmıştı. Eski işyerinin tatminkarlığını bulamadığı için işten ayrıldı tabi evi geçindiren ben oluyordum.


Bu arada kayınvalidem ve benim ailem çok destek verdiler onlar sayesinde borçlarımı bitirdim.(allah onlardan razı olsun...)


Ve mübarek RAMAZAN AYINDAYIZ...EYÜP SULTAN VE RAMAZAN AYI doyumsuz maneviyattayız...Çalıştığımız işyeri; RAMAZAN ayında belediye tarafından iftar yemeği vermektedir. Bu her sene tekrarlar KANAL 7 de her akşam canlı yayın yapılır.


BİR GÜN;bankadan geliyorum; sevdiğim bir ufaklık vardı, ayakkabı boyar geçmini sağlardı beni o da severdi. Baktım ağlıyor ; koştum yanına ne oldu ? niye ağlıyorsun? diye sordum . Yerlerde yemek döküntüsü vardı; çadırdan aldığı yemek tableti devrilmişti. Abla çocuklar bilerek yaptılar, yemeğimi döktüler dedi ve hala ağlıyordu. Elinden tuttum , gel benimle dedim. Onun çadırdan tekrar yemek alması için yüzlerce kişinin oluşturduğu sırayı beklemesi gerekiyordu.Ben sıraya geçmeden girebildiğim için 2 paket yemek tableti aldım ona verdim.Yüzü güldü Allah razı olsun senden dedi.


Yine Ramazan ayında günlerden BİR GÜN; yine bankadan geliyordum. Minübüste yaşlı teyze vardı; Eyüp' e geldi inmek için yardım ettim, zorla yürüyordu , gideceği yere kadar eşlik ettim. Tanıdığım bir kuyumcuda çalışan birinin yanına gidiyordu ; ondan maddi yardım alacağını söyledi. Çok zor durumdaydı kadın ağlıyordu ve evinde felçli tekerlekli sandalyede yaşayan 35 yaşında oğlu vardı ve teyzenin eşi yoktu.Üzüldüm cüzdanımdaki paraları ona verdim kendime çok az bırakmıştım. Kadıncağız bana o kadar çok dua etmişti ki ;( keşke hepsini verseydim).


Beni derinden etkileyen bir olayı daha yazmak istiyorum. İş çıkışındayız ablamla eve dönüyoruz yine Ramazan ayı ; canım çok sahlep istemişti herkes yollarda elinde bişey ler içiyorlardı .Bizde sahlep aldık çok sıcaktı tam bir yudum aldım,almadım derken karşımda bir ufaklık belirdi.Ablaaa çok canım çekti nolur bana versene dedi. Hiç tereddütsüz al bakalım dedim. Ablam Allah ne muradın varsa versin dedi .( kerata çocuk ya)...


DÜŞÜNÜYORUMDA!...Bu tür olayları ard arda yaşadım . ALLAH BENİ Mİ SINIYORDU?...




Bir daha ki yazı; UNUTULMAYAN RÜYA ...


19 Ekim 2008 Pazar

Paşa'mı Beklerken 1


Blog dünyasına girdikçe, başkalarının hayatlarını okudukça, herkesin birçok sıkıntısı olduğunu gördüm. Ben de hayatımda çok sıkıntılar çektim, bunları yazmak, paylaşmak istedim. Yaşadıklarımı ileride tekrar okuduğumda olgunlaşmak adına verdiğim mücadeleleri okuyanlara ibret olsun diye yazıyorum. Bir kaç gün sonra paşamın doğum günü ; o güne kadar bu yazıyı bitirmek istiyorum.

Bundan 10 sene önce sevdiğim kişiyle evlilik yaptım. Evliliğimiz hiç de kolay olmadı tıpkı ilerleyen hayatımda yaşadıklarım gibi. O yüzden öncesini yazmadan devam ediyorum...
Evimiz kiraydı ve mark üzerinden ödeme yapıyorduk. Teyzemin kendi oğluna ev almasıyla, 11 ay sonra o eve taşındım. Ablam prensese hamileydi, doğum yaklaşıyor çalıştığı işyerinden ayrılacaktı. Yerine geçici süre için geçtim. Eyüp Sultan'da güzel bir 3 lokantanın muhasebesini yapmaya başladım. Daha önceleri de bir çok yerde çalışmıştım, biraz deneyimim vardı. Ablam da herşeyi öğretti ve doğum zamanı geldiğinde işten ayrıldı. İşveren ve iş arkadaşları tarafından çok sevildim, sayıldım; beni bırakmadılar . Geçiçi süre için girdiğim işte 3.5 sene yi aşkın süre çalıştım. Sonra ayrılmak zorunda kaldım çünkü benim doğumum da yaklaşıyordu...

İşe girdikten bir süre sonra topraktan ev aldık. Lafta 6 ay sonra bitecek olan evin inşaatı 2 sene sürdü. Bu esnada bir buçuk yıllık evliydim artık çocuk düşünme vakti gelmişti. Ama çocuk olmuyordu. Evlilikte 2.yılımı da doldurdum, hala çocuğum olmayacağı hissine kapılmaya başladım... Daha doğrusu çevremdeki birkaç insan (eşim de dahil) bu düşünceye kapılmamda etkili oldu.

BİR GÜN...öLENE DEK UNUTAMAYACAĞIM...

"Eşim senin çocuğun olmaaaazz" diye bağırmıştı. ( Fakat oda çaresizlikten yapmıştı biliyorum, çünkü bizimle beraber evlenen arkadaşlarımız çoktan çocuk sahibi olmuşlardı.) Sesi yazarken hala kulağımda çınlıyor. Sesi odada yankılandı, duvarlara çarptı; döndü bana, beynime, kalbime, içime işledi hala orda duruyor... ALLAHIM dedim, o anda yakardım, kusur bende değil, eşimde olsun ve bana öyle bir evlat öyle bir evlat verki, "bambaşka olsun"...
AHHH BEDDUAM KISMEN TUTTU malesef. (pişmanım ve üzgünüm )

Devamını daha sonra yazacağım.

18 Ekim 2008 Cumartesi

ŞAKACI PAŞA


Paşayla yemek sohbetlerimizde vardır.Genelde ana oğul çok konuşuruz,anlatırız ,paylaşırız ama bazen bir inadı tutar ağzından cımbızla laf alırım.Yemekte tavuk vardı bizimki aç gözlü olduğundan tabağını kendisi doldurdu.Kısa bir konuşma;

Anne: Çok tavuk yeme yaaa, tavuk olacan hehe( esprik yapacam ya)

Paşa: Daha iyi ya yumurtlarım bende !!! ( hıııı)

yemekten sonra dvd syretmek isteyen paşa soruyor ;

Paşa: Köpekbalığı hikayesini seyretcem cd yi bana bulsana

Anne :Tamam seyret ( bu arada arıyorum bir sürü cd nerde bu ya)

Anne: Bulamadıım nerde ?

Paşa : Akvaryuma bak balıkların arasındadır.

Anne: !!!! (ıhhhh)

Çamaşırları makineye atarken onun hoşuna gider bazen o yapar deterjanı koyar ve düğmelere basar.Sıcaklık ayarınıda yaparken sorularda sorar burda ne oluyor v.s.

Paşa: Anne bu makinenin kapağını neden cam yapmışlar beyaz kapak yapmamışlar?

Anne:!!! çamaşırlar yıkanırken görünsün;mesela beyazlar yıkanırken renkli karıştığında görebilirsin...

DUYGU SELİ SEVGİ SELİ

Gecenin körü sabahın eri

Bu saatte ne işin var GÜL PERİ

Üzülmeyin yeterin gayri

İyiyim artıkın VALLAHİ...


Yine uyku tutmadı kalktım

Hemen bloga daldım

Arada okeye gireyim dedim

Ama sıkıldım bunaldım...


Blogtaki yorumlardan anladımki

Ne çok sevildiğimi

İyiki üzülmüşüm diyorum

Anladım daha çok DEĞERİMİ...

17 Ekim 2008 Cuma

BULUTLARI KOVALADIM

Not: Resmin büyük halini görmek için tıklayınız, bu resim evimin penceresinden çekilmiştir.

Geldim yine parlayacağım; tıpkı yıldız gibi ukalalık etmek istemezdim ama kendimi şu an böyle hissediyorum. Üzgündüm ruh halim bir süre böyle devam etti. Havada bulutluydu artık gezegenlerin etkisi mi ,hava durumumu yoksa; benim bakış açım mı? Rüzgar esti ben estim bulutlar ağladı bende ağladım saatlerce....
Üzülmüşsünüz yorumlarınızı aldım ve susmayan telefonları hepinize sonsuz teşekkürler.
Üzülmekte yaşamaktır. İnsan bazı dönemlerde çok yoğun üzülür bende öyle olurum ama atlatınca herşey eski haline döner. Anlarsın ki o zaman kendine yapıyorsun, çünkü karşındaki insan bunu bilmiyor, anlamıyor ve senin yaşadıklarını yaşamıyor bile...

Üzüldüğüm anlarda yaptığım tek şey evimin camından EYÜP SULTAN ı seyretmek ve diğer camileri... Huzur buluyorum Sultanahmet, Ayasofya, Mihrimah Sultan ve adını bilmediğim başka camileri ...
Bir kitapta okumuştum ALLAH SEVDİĞİ KULUNA 40 günde bir sıkıntı verir, kulum beni daha sık ansın, beni unutmasın diye. İşte bunu bildiğimden, bu durumlarda ağladıkça daha çok şükrederim, üzüldükçe daha çok zikrederim, hesapladım çünkü 40 günde bir güne denk geliyor bu yoğun üzüntü dalgası...
O yüzden her halükarda hamd ediyorum ve yıldız parlıyoooorrr...
KARDEŞİM , ABLACIM, YEĞENİMMM, NESO, ARKADAŞLARIM VE GELİN AYŞE ARTIK İYİYİM... SEVGİLER.

14 Ekim 2008 Salı

ÜZGÜNÜM

Bugün hatta dünden beri hatta daha önceki günler, haftalar, aylar hatta yıllardan beri üzgünüm.Üzgün olduğum halde kendimi mutlu neşeli hissetmek için herşey yaparım çevremdekiler için ama bugün yapamıyorum üzgünüm.

Bugün ruhen yine hastayım içimden bişey gelmiyor gülmek konuşmak hep tersine gidiyor herşey.Konuştukça yanlış anlaşılıyorum kendimi ifade edemiyorum üzgünüm.

Bugün sezen aksunun bir şarkısı var hep onu söyledim o şarkı beni derinden etkiliyor:

GÜLÜMSE HADİ GÜLÜMSE

BULUTLAR GİTSİN

YOKSA BEN NASIL YENİLENİRİM

HADİ GÜLÜMSEE..

SAZLARIM VARDI IRMAKLARIM VARDI ÇAKILTAŞLARIM VARDI BENİM

AMA SEN BAŞKASIN ANLIYORMUSUN BAŞKASIN

TUTKİ KARNIM ACIKTI ANNEME KÜSTÜM TÜM ŞEHİR BANA KÜSTÜ.

BİR KEDİM BİLE YOK ANLIYORMUSUN HADİ GÜLÜMSE...

12 Ekim 2008 Pazar

İKİNCİ VELİ TOPLANTISI


Bugün okul toplantısı vardı biliyordum; paşamın akıllı ve uslu olduğunu fakat onca insanın içinde bunu öğretmenden duymak oldukça keyifliydi.Öğretmenimiz gerçekten iyi bir gözlemci ve iyi bir eğitmendi çocuklarla tek tek ilgileniyordu.Öğrenciler hakkındaki yorumları tek tek yaptı ve öğrencilerin yaramazlıklarınıda anlattı.Bazıları çok hoşuma gitti paylaşmak isterim.

Öğretmen anlatıyor;

-Dersini niye yapmadın?

Öğrenci ;

-misafir geldi.

Öğretmen ;

- Fatih bu ( le ) (hecesi) ... (söylemesini istiyor )

Öğrenci ;

-tamam anlamında başını sallıyor...:))))

Bazı öğrenciler; ders kaytarmak için çöpün başında defalarca kalemlerini açıyorlarmış ve bir bakıyorum sınıfın yarısı çöpün başında topluca kalem açıyorlar.

Öğretmen ;

- Çocuklar sohbet etmeyin istemiyorum.

Öğrenci ;

- neden öğretmenim sohbeti sevmiyor musunuz? :)))))))))

Öğretmen bunları söylerken kendide gülüyordu fakat çok gürültülü bir sınıf olduğunu tekrarlıyordu.Bazı öğrenciler konuşmaktan ders dahi yapmıyorlardı hepsini tek tek velilere anlattı ve uyarılarda bulundu.Paşamı; sorunsuz iki öğrenciden biriydi....

Dalgalarla Dans

İşte bir önceki yazımda bahsettiğim dalgalı deniz eğlencelerine ait resim. Dalgalarla yüzmek çok riskli elbette ama çocuklar da donanımlı. Genelde kolluksuz yüzerler ama dalgada takmışlardı. Resimde solda paşa ve annesi, sağda büyük yeğen ve kardeşi küçük yeğen. Dalgalı da olsa deniz keyfinden vaz-ge-çe-mi-yo-ruz.

11 Ekim 2008 Cumartesi

AMAN ANNE...

Yine deniz yine yaramazlık e napalım denizi çok özledik...

Bu yaz şansıma deniz hep bozuktu. Dalgalar bizi görünce coşuyordu acaba dedim bize mi kızdı bu? köpürüp duruyordu. Dalgalı günlerden birinde artık dayanamıyoruz ve denize hucuuum. Bir gittik koskoca sahilde biz yaramaz 4 kişi, başka kimse yok. Uzaklarda biryerlerde bir kaç kişi daha var o kadar. Ama dayanamadık büyük yeğenle ben girdim, çocuklar avaz avaz ağlıyolar, Biz mi ? Dalgalardan duyulmayan çocuk sesiyle kendimizden geçmiştik. Dalgalarla kıyıya vurulup tekrar geri geliyorduk. Müthiş eğlence... Neyse dayanamayıp çocukları da aldık. Dalgalar çok yuksekti ama dalgalı denizin zevki bambaşkaydı. Paşa mı dışarı çıkmak istemiyordu, arada dalgalar paşamı alsada benden nerde diye aranırken annelik içgüdüsü onu buluyordum. Artık bitap düştüm dışarı çıktık fakat bizimkiler çıkmak bilmiyor ve ben çıkarken korkak paşa dayanamayıp oda çıktı.

"Anne çok şanslıyım biliyon mu" dedi paşa, senin gibi bir annem olduğu için ; sen bana arkadaş gibisin "kerata annee" :p

Yine birgün artık deniz durgun saat 17.00 sularında yüzerkene bizimde canımız sııkkın büyük yeğen gelemedi ama biz denize hucuuumm...İş anneanneyi ikna etmek lafta denize gitmeyi istemeyen bendim; beni kandıran paşa ve prenses yeğeni (halbuki ben kandırmıştım onlardan çok ben istiyordum denize gitmeyi) aldım. Anneanne başladı gene hava soğuk akşam oluyor çok durmayın dalgalıysa girmeyin vs.. Hemen çocuklara döndüm ııııhh tamam mı duydunuz anneannenizi beni üzmek yok. Tammaaam çığlıkları ile biz gittik.Bir baktık deniz çarşaf gibi allah allah ama gene kimseler yok 2 küçük çocuk vardı dışarısı rüzgarlı ve soğuk olmasına rağmen deniz sıcaktı . Girdik. Bir süre sonra üşüdüm ama bizimkiler çıkmıyor, donduuuummm diyorum çıkmıyorlar.

Ben çıkmıcam ağlıyorlar. Neyse hava bir bulutlandı, karardı. Yağmur geliyor bir fırtına rüzgar biz kaçıyoooozz. Paşa ve prenses gülüyorr amma macera olur çıkmayalıım diyorlar. Yürüyün dedim anneannen gelecek olan bana olacak. Neyse koşarak geldik eve anneanne eli belinde bir bağırdı. Saat kaç havayı görmüyon mu (dırdır vırvır) şöyle bir dönersin çocuklara (göz kırptım) sizin yüzünüzden yaramaz çocuklar siz beni delirteceksiniz dinlemiyosunuz beni dedim. Bizimkiler yine koptuu aman allahım gülmekten kırılıyorlar... (aman anne pes yani) şşşşttttttt çaktırmayın.

Not: resim burdan alınmıştır.

9 Ekim 2008 Perşembe

ÖCÜ ANNE

Paşanın maceralarını yazmaya devam ederken eski hatıralara dalış yapmak istedim ve çevremdeki insanlar tarafından istek talepleri aldım.Yine Tekirdağ macerasından bir yazı;
Yaklaşık 3.5 sene önce yaşanan bir anı paşa 3.5 yaşındaydı bir gün yukarıdaki katta büyük yeğen küçük yeğen ve paşa oturuyorlardı hava bozuktu ve denize gitmemiştik. Bende yatak odasına gitmiştim ve tuvalet aynasında kendimi seyrediyordum. Birden aklıma süpriz yapmak geldi ve tarağı aldım saçlarımı elektrik çarpmış misali cadı gibi yaptım. Saçlarım muhteşem çirkin ve dimdikti. Göz kalemi boyasını aldım önce dişlerimi boyadım, yüzüme de kocaman ben yaptım ve kaşlarımı ortadan birleştirdim aynaya baktığımda çirkinlerin en güzeli vardı. Sıra yan odaya geçmek vardı kapıyı açtıım ses tonum değişik gözler fırlamış napıonuz burdaaaa dedim çocuklar ilk önce aaaa diye çığlık attılar ve bir koptuk ki anlatamam yine gülme krizi yerlerde yatan yeğen bacaklarını morarttı yine küçük kikirdek yeğen zayen duramıyordu. Paşaaaamııı; zavallı yavruum korkudan ağlamaya başladıı annesini böyle görünce anne nolur eskisi gibi ol diye yalvardı ve oyunu dayanamayıp bitirdim ogünden sonra birdaha yanımdan ayrılmadı çünkü annesinin öcüü anneye dönüşmesini istemiyordu...

5 Ekim 2008 Pazar

MUZUR PAŞA VE ANNESİ

Havaların soğumaya başlamasıyla yazın sıcaklığını ve rahatlığını şimdiden aramaya başladım.Yaz tatilindeyken yaptığımız muzurluklar aklıma geldi ve bir tanesini yazacağım.Yazın daha aktif,neşeli,sempatik,hareketli ve birazda yaramaaazz oluyorum.

Yazları rahmetli anneanne ve dedemin evine tatile gidiyoruz.Deniz kenarında kocaman bahçeli eski ama çok şirin bir evde kalıyoruz.Kahvaltılar yapılıp ortalık toplanınca doğru denize gidiyoruz bazen de öğle yemeğinden sonra çıkıyoruz.Paşanın anneannesi (benim annem)yemek işlerini hallediyor bizde diğer işlerde yardımcı oluyoruz.Ablamın 2 kızı var biri 17 yaşında ve aynı burçtayız bu yüzden karakterlerimiz aynı diğeride 9 yaşında çok geveze ve kikirdek bir kızdır. Biraraya gelince bizi tutabilene aşk olsun.

Temmuz ayında bir gün annem akşama kuru fasulye yapacam baban istiyor dedi aman anne yazın sıcağında yenmez dedim birkaç gün sonra yaptı siz yemezseniz yemeyin dedi...

Biz denize gitmeye hazırlanırken annemde babanneme gidiyordu akşama gecikebilirim merak etmeyin dedi ve çıktık.Akşamüstü denizden geldik annem yoktu bizde kurt gibi acıktık baktık koca bir tencere kuru var kızlar çabucak masayı hazırladılar fasulyeyi 3 er tabak yedik (pilav bile yapamadık bide fasulye istemiyorduk).Büyük yeğen koca tencere bitecek bide fasulye istemiyorduk dedi. Çok güzel olmuş diyen paşaya ve kikirdek yeğene gülüştük o anda bende tamam çocuklar tencereyi bitiriyoz anneaneniz gelince fasulye arıcak tamam çaktırmayın dedim oleeeeyy çığlıkları atıldı macera başlıyor.

Masa toplanıp bulaşıklar yıkandı kahveler yapıldı midemiz davul gibi şişti bu arada fasulye küçük tencereye boşaltıldı. Koca tencere bitmiş dibinde birtabak kadar fasulye kalmıştı.(YAZZZIIIKKK)

Anneane geliyor biz sus pus oturuyoz gülmekte yok çocuklarla göz kırpıp şşşt yapıyoz.

Anacım geldi doğru mutfağa gitti (b.yeğende peşinde)sordu yedinizmi fasulyeyi yedik bitirdik çok güzel olmuş derken tencereye bi bakar bir çığlıkk hepsinimi yediniz okadar fasulye yenirmi yedik dedik.Bana döndü anam insan pilav yada makarna yapar baban akşama ne yicek dedi bir tabak bile yok hani fasulye istemiyordunuz dedi ve kızdıı.(bu arada kadıncağız tekrar gider bakar sanki çoğalacak fasulye ve diğer odalara bakar sanki fasulye bulacak)Bir ara üzgün şekilde wc ye giden anneme bu kadar yeter deyip sakladığımız fasulyeyi çıkarıp büyük tencereye boşalttık wc den gelen annem büyük yeğenle mutfağa girer yeğen anneanne der tencereyi açar bu fasulye hepimize yeter der neresi az bunun der.Anne anne tencereye bakar şaşırır nerden çıktı bu diye bize çıkışır.Bizi tutabilene aşkolsun dedimya kendimizi zor tutuyorduk artık başladık gülmeye ama kikirdek başladımı yine gülmeye büyük yeğen ağzı bir karış iki büklüm ve bacaklarına pat pat vura vura gülüyor.Paşa ve ben kendimden geçtim anamda katıldı bize kadın sanki altın bulmuş gibi sevindi.:)))))))

Babam da geldi o arada bize bakıyor noluyor diyor bizde gülme krizi cevap yok hadi oda bize katıldı sonradan olanları anlattık ve günümüzü güzel bir şekilde tamamladık...

4 Ekim 2008 Cumartesi

RAMAZAN BAYRAMI VE TATİL

Ramazan ayını bitirdik ve bayram geldi öncelikle herkesin ramazan bayramını kutlarım.

Bizdeki bayram heyecanı bambaşka tatil 9 gün paşanın keyfine diyecek yok.Bayramın 1.günü akraba ziyaretlerinden yorulan paşa 2.günü dışarı çıkmak istemedi sitem etti durdu bende o zaman okulu boşuna tatil yapmışlar okula marş marş dedim tabi işine gelmedi.3. günü mc donalsa hamburger yemeğe giden paşanın tatili dolu geçiyordu.Bayram ertesi babannesiyle parka giden paşa cumartesi günü de babasıyla parka gitti ve sevinçle gelen paşa pazartesi günü istanbul'un kurtuluşu nedeniyle pazartesi gününün de tatil olduğunu öğrenmiş daha kapıda anne pazartesi de tatil diye çığlık attı.Şaşırdım bende bilmiyordum tatil olduğunu bu sefer bana geldiler yeter ya bukadar da tatil olmazki dedim fenalık geldi çünkü hemen arkadaşımı aradım haber verdim onunda haberi yoktu tamda çocuklar okula alışmıştı derken bu kadar tatilin arkasında yine sıkıntı çekicez dedi.
Bu arada bayram harçlıkları biriken paşanın ilginç sorusu daha vardı 100 ytl 50 ytl 20 ytl var da niye 30 ve 40 lira yokmuş bunu bir kaç gün önce sordu tabi cevap yine yok çünkü hiç aklıma gelmemişti.(Yine ne diyeceğimi bilemedim annemle kardeşime danıştım onların cevaplarıda şimdilik paşaya söylenecek cevaplar değildi ve bir şey söylemedim)...

19 Eylül 2008 Cuma

Oynatmaya Az Kaldı

Selamlar ben paşanın küçüklükten beri ilginç soru ve yorumlarıyla boğuşurken bazılarını sizlere anlatmak istedim.Başlığı niye böyle yazdığımı anlarsınız ve bana hakverirsiniz diye ümit ediyorum.
Aklıma gelenlerden bazıları;
1)Anne bişey sorabilirmiyim tabi oğlum sor;penguenlerin eti neden yenmez?
2)Anne bişey sorabilirmiyim tabi oğlum sor;zürafaların boyunları neden uzundur ve bizim boynumuz niye zürafa kadar uzun değil?
3)Anne bişey sorabilirmiyim tabi oğlum sor;kaplanlar neden et yer ve ot yemez?
4)Anne bişey sorabilirmiyim tabi oğlum sor;salyangozlar neden yağmurlu havayı seviyor?
5)Anne bişey sorabilirmiyim tabi oğlum sor;sor oğlum soooooor;bulutlar neden şimşek çakıyor ve gökgürlüyor gürlemeden yağmur yağsa olmazmı?(bu arada bana gelmeye başlıyorlar)
6)Anne bişey sorabilirmiyim tabi oğlum sor;sor oğlum soooooor;Ay kasırgası nasıl oluşur?
7)Kanserin kökü nerde ve nasıl çıkıyor?(Fesuphanallaaah)
8)Ve artık şimdilik aklımda kalan son şey akşam güneşi neden beynini yakmıyormuş?
Bunları geçen sene ve önceki senelerde sormaya başladı ve elimden geldiğimce yanıtlamaya çalıştım ama çok zorlandığım konular oldu bu durumda kardeşime danıştım kitaplara baktım daha yeni okula başlayan bir çocuğa nasıl anlatabirim ve bende bilmediğim konularda kestirip atmanın utancınıda yaşıyorum.Okula başladın hepsini öğreneceksin diyorum ama illaki şimdi öğrenmek istiyor ve başlığın devamı doktoruuuummmm nerdeee...

17 Eylül 2008 Çarşamba

GEVEZE PAŞA

Okul fobisini çok şükür atlattık artık heyecanla okula gitme saatini bekliyoruz.Okuldan sevinçle çıkıyoruz ondan sonra susturun paşayı susturabilirsenizügevezelik yapıyor sürekli okul ve arkadaşlarını anlatıyor o bunu yapmış böyle sölemiş şöyle olmuş aman allahım kafayı yiyecem.Bir de bizim yatak sohbetimizde vardı artık benim halimi düşünün aslında hoşuma gidiyor ama bazende daral geliyor neyseki buna şükür diyelim fobi diye birşey kalmadı.
Ders problemimiz var anaokulunda öğrendikleri dersi tekrar yapıyorlar paşa bunları gördüğü için tekrarlamak istemiyor isteksiz yapıyor e haksızda sayılmaz ...
Cuma günü istiklal marşı okundu öndeki öğrencilerden kızlar sırayı bozmuşlar ve arkadakilerde sırayı bozunca öğretmeni kurallara uymuyorsunuz demiş birtek paşa kurallara uyuyor demiş ve eklemiş paşa X deyince paşanın çok hoşuna gitmiş.Anne öğretmen benim kurallara uyduğumu söyledi dedi.(Ağzı kulaklarına varmış vaziyette)...

6 Eylül 2008 Cumartesi

İLK VELİ TOPLANTISI

Bugun ilk veli toplantısı yapıldı.Toplantıda öğretmen bazı isteklerini belirtti sonra öğrenciler hakkındaki görüşlerini dile getirdi.
Bazı öğrenciler dikkatimi çekti tam olarak hepsinin isimlerini ezberleyemedim ama sima olarak tanıyorum dedi. Sınıfta bir öğrenci var çok sessiz ve dersini çabuk yapıp getiriyor o dikkatimi ilk günden çekti dedi.İsmi paşa velisi kim diye sordu.Bende tabi el kaldırdım ama bir paşa daha vardı onun veliside elini kaldırınca hafif kilolu olan dedi.Tabi o kadar heyecandım ki o benim paşamdı onca velinin içinde onun ismini duyunca gurur duydum.Paşa sınıfın en iyisi durumda şu anda inşallah böyle devam eder ve sonrada diğer birkaç yaramaz öğrencilerden bahsetti aralarında ders yapmak istemeyen kurnazlar vardı.Öğretmenim ben evde yapabilirmiyim sıkıldım yapmak istemiyorum diye bahaneler uyduruyorlar ev ödevlerinide misafir geldi yapamadım diye mazeret gösterenler bile vardı.
Toplantı sırasında okul aile birliğine üye oldum oğlumla gurur duyuyorum ve bunu borç bildim.Netice itibariyle toplantı güzel geçti eksikler, yapılacaklar, alınacaklar konuşuldu okul aile birliğine üye olanlarla ve öğretmenle bunları yapacağız.

4 Eylül 2008 Perşembe

Okulda İlk Gün


Yakışıklı paşamın okulda ilk gün fotoğrafı. Kendinden pek bir emindi, inşallah hep böyle devam eder.

1 Eylül 2008 Pazartesi

HEYECANLI BEKLEYİŞ

Ramazan ayına girdik sahur yaptım ve heyecanlı saatler yaşıyorum.Yaklaşık 7 saat sonrasında ilkokula başlayacak olan paşamın topluma katılan bir birey olduğunu farkediyorum.

Büyümüş ve daha da akıllanmıştır umarım okul, öğretmen ve arkadaşları onun için olumlu yaşam seçmesine katkıda bulunurlar.

Kerata anne yürü; bana taktığı lakapa bakarmısınız.

Kerata anne bunalım takılıyor gene önceki gece saat 20.00 de yatağa girdim ertesi gün 11.30 da kalktım sebebi bedenimin ve ruhumun rahatsızlanmasıydı. Telefon çaldı ve annemdi neyin var hastaymışsın dedi. İyi olduğumu söylesemde inanmadı kalk bakayımda göreyim dedi. Güldüm ilahi anne sen beni telefonda mı göreceksin?

Bakalım ilk gün nasıl geçecek?

20 Ağustos 2008 Çarşamba

İLKOKUL FOBİSİ VE HEYECANI


Tatil bitiyor; okulların açılmasına 10 gün kaldı hayatımızda yeni bir dönem başlıyor.Anaokulunda başlayan okul fobisi paşayı derinden yaralıyor artık onu karşıma alıp ciddi bir şekilde konuşmam gerekiyordu.Nasıl ve ne konuşacağımı düşünürken bir gece yatak sohbetinde konuya girdim.Paşayla konuşmamız hayli keyifli geçti onu ikna yeteneğimde başarılıydım(süpeeeeer anneyimdir.)
paşa: anne okul açılıyor ve ben gitmek istemiyorum
anne: paşa artık sen büyüdün hayatta karşına çıkacak basamakları birer birer çıkmak zorundasın
paşa: nasıl basamak yani
anne: merdiven gibi mesela bebeklikten bu yana yürümen, konuşman,kendi başına yemek yemen gibi anaokulu da senin şuana kadar olan en zor olan basamağındı ama bunu atlattın
paşa: başka
anne :yaşam sürecinde karşına hep basamak çıkacak ben baban ve herkes içinde geçerlidir bunu atlattıkça başka basamak çıkacak onuda aşacaksın
paşa: suskun ve düşünceli....
anne: yeni doğan yeğenleri örnek göstererek onlarda peşinden gelecek senin geçtiğin zorluklardan geçecek ama sen şuana kadar ne çok basamak çıktın ???
paşa: anlıyoooor...
anne: bende herzaman yanındayım ve seni çok seviyorum.
paşa: keyfi yerine geliyor...
anne: okul güzel ve anaokulu arkadaşlarını da göreceksin öğretmenin seni sevecek buna emin ol çünkü seni sevmeyen yok biliyorsun sokakta herkes sana bayılıyor.
paşa: sevdiğim arkadaşlarımı özledim
anne: tabiii onlarda seni özlediler artık uyku zamanı
paşa: anneciğim seni çok seviyoruuuuuum
Artık benim öpücüklere boğuluşumu tahmin edersiniz paşam rahatlamış ve mutlu bir şekilde uykuya dalmıştır.Ben hala onu seyrederken anneliğin ne kadar zor ve kutsal meslek olduğunu birdaha anlıyorum çok ince düşünce ve derin sevgi bol fedakarlık gerekiyor (o yüzden ayağımın altımda cennet var yani) e paşa rahatladı ben ondan çok daha fazla rahatladım o geceden sonra birdaha okula nekadar kaldı diye sormadı.
PAŞA SENİNLE GURUR DUYUYORUM ...

11 Haziran 2008 Çarşamba

Yaşasın Karne

Karnemizi aldık nihayet, okul bitti mezun da olduk. Yani diplomamızıda aldık. O kadar gitmemezlik yaptık ama olsun diplomayı da hakettik.

Karne kırmızı gülen suratlarla dolu, buda başarılı bir öğrenci olmamın göstergesidir. Hiç mavi ve yeşil surat yok. Çok memnun oldum; öğretmenime de çok teşekkür ederim.
Okul bitti çok sevinçliyim. Arkadaşlarım hep ağladı ama ben hiç ağlamadım. Öğretmenim ayrılırken bana, paşa beni çok üzdün ama affediyorum seni dedi. Şaşırdım buna. Okula geç gittiğim için üzülmüş ve ilkokulda hergün beni arayacakmış okuluma hergün gideyimmiş. Tamam ben de söz veriyorum ilkokulda böyle yapmıcam sabahçıda değilim. Artık uyku sorunum olmayacak.

Bugun arkadaşlarımla piyesler oynadık, şiirler okuduk ve dans ettik. Çok güzel bir törendi. En sonda kep attık ama ben uzaklara atamadım, hep dibime attım. Aldım bidaha dibime attım, aldım. Hiç hayatımda kep atmamıştım hoşuma da gitti. Sonra annelerimiz börekler kurabiyeler yapmıştı, onlardan yedik. Hepsi çok lezzetliydi ellerinize sağlık. Sizi seviyorum, öğretmenimi de arkadaşlarımı da iyi tatiller hepimize hoşçakalın...